15 Temmuz 2011 Cuma

Yeni Transferler - Dusko Savanovic

Dusko-Savanovic-Efes-Pilsen
Aslında ilk transfer olmasına rağmen ikinci olarak yer alan Sırp oyuncu. İki senedir parlak istatistikler sergiliyor aslında. Şutu olan bir 4 numara ama diğer transfer gibi ribaunt ve sertlik sorunu olabilir. Burada bahsettiğim sertlik elbette Euroleague sertliği yoksa hiçbiri Rako savunması yapmıyorlar sonuçta:). Daha sonraki transferlerde de bahsedeğim üzere iki takım olacak sahada sanırım ve sertlik ve mücadelecilik yönü yüksek olanlar bu takımlar arasında dağılarak denge bulunacak. Neyse lafı uzatmadan istatistikler gelsin.

Dusko Savanovic: (05 Eylül 1983)
2.04, Uzun Forvet

Kariyer:

FMP (2003–2004)
Borac Čačak (2004–2005)
FMP (2005–2006)
UNICS Kazan (2006–2008)
Power Electronics Valencia (2008–2010)

2005-2006 ULEB Cup İstatistikleri:
12 Maç
27:33 Dakika
15.3 Sayı
56/95 %58.9 İki Sayılık
11/25 %44.0 Üç Sayılık
38/49 %77.6 Serbest Atış
1.5 Hücum Ribaundu
3.9 Savunma Ribaundu
5.4 Toplam Ribaund
1.3 Asist
0.1 Blok
1.2 Top Çalma
1.9 Top Kaybı

2006-2007 ULEB Cup İstatistikleri:
16 Maç
16:37 Dakika
7.6 Sayı
31/61 %50.8 İki Sayılık
11/33 %33.3 Üç Sayılık
26/31 %83.9 Serbest Atış
1.0 Hücum Ribaundu
1.6 Savunma Ribaundu
2.6 Toplam Ribaund
0.9 Asist
0.1 Blok
0.6 Top Çalma
1.1 Top Kaybı

2007-2008 ULEB Cup İstatistikleri:
15 Maç
21:50 Dakika
11.2 Sayı
60/97 %61.9 İki Sayılık
8/34 %23.5 Üç Sayılık
24/40 %60.0 Serbest Atış
1.7 Hücum Ribaundu
2.3 Savunma Ribaundu
3.9 Toplam Ribaund
1.5 Asist
0.1 Blok
1.1 Top Çalma
1.5 Top Kaybı

Euroleague 2010-2011 İstatistikleri:
21 Maç
25.25 Dakika
11.9 Sayı
64/128 %50.0 İki Sayılık
27/74 %36.5 Üç Sayılık
40/47 %85.1 Serbest Atış
1.3 Hücum Ribaundu
3.2 Savunma Ribaundu
4.6 Toplam Ribaund
1.0 Asist
0.4 Blok
0.8 Top Çalma
1.5 Top Kaybı

İspanya Ligi (2008-2009):
30 Maç
19.5 Dakika
8.7 Sayı
77/149 %51.6 İki Sayılık
19/49 %38.7 Üç Sayılık
52/65 %85.0 Serbest Atış
1.1 Hücum Ribaundu
2.4 Savunma Ribaundu
3.5 Toplam Ribaund
1.2 Asist
0.2 Blok
0.8 Top Çalma
1.5 Top Kaybı

İspanya Ligi (2009-2010):
37 Maç
28.0 Dakika
14.6 Sayı
130/250 %52.0 İki Sayılık
58/141 %41.1 Üç Sayılık
107/131 %81.6 Serbest Atış
1.5 Hücum Ribaundu
3.2 Savunma Ribaundu
4.7 Toplam Ribaund
0.9 Asist
0.2 Blok
1.0 Top Çalma
1.6 Top Kaybı

İspanya Ligi (2010-2011):
36 Maç
24.5 Dakika
11.4 Sayı
90/190 %47.3 İki Sayılık
55/143 %38.4 Üç Sayılık
64/76 %84.2 Serbest Atış
1.4 Hücum Ribaundu
3.8 Savunma Ribaundu
5.2 Toplam Ribaund
1.2 Asist
0.3 Blok
0.6 Top Çalma
1.5 Top Kaybı

Yeni Transferler - Stanko Barac

Stanko-Barac-Efes-Pilsen
Gene uzun aradan sonra bir yazım olacak bu fakat bu sefer seri halde devam edecek bir yazı olacak. Yeni sezon yeni umutlar demektir her zaman, her ne kadar basketbol dünyasından başındaki insan yüzünden soğumuş olsam da bu Efes Pilsen taraftarlığımı değiştirmiyor. Yeni transferleri izliyorum ve açıkcası umut verici şu ana kadar yapılanlar her ne kadar daha tamamlanmamış olsa da.

Öncelikle pivot pozisyonu ve Barac. 2.17'lik boyuna rağmen atletik bir yapısı var ama sertlik açısından biraz eksik gibi geliyor bana. Gene de hücum yönünden bir silah olduğu da bir gerçek. Tabi bütün bunlar oyun kurucu ile değerlenecek durumlar. Pota altına ihtiyaç olan bir transfer gibi geliyor bana ama göreceğiz elbette. Ligde katkısı kesin ama asıl beklentim her zaman Euroleague'dir tıpkı Efes Pilsen'in olduğu gibi. Aşağıda kendisi ile ilgili detaylı bilgiler de mevcut.

Stanko Barac: (13 Ağustos 1986)
2.17, Pivot
2007 yılında ikinci tur 39 sıradan Miami Heat tarafından seçildi ama NBA’de hiç oynamadı. Caja Laboral’den bonservis bedeli ödenerek alındı ve 3 senelik sözleşme imzaladı.

Kariyer:

Široki Prima pivo (2005-07)
TAU Cerámica (2007)
Pamesa Valencia (2007-08)
Caja Laboral (2008-11)

2007-2008 Eurocup İstatistikleri:
14 Maç
16:13 Dakika
6.2 Sayı
31/52 %59.6 İki Sayılık
2/7 %28.6 Üç Sayılık
19/24 %79.2 Serbest Atış
0.9 Hücum Ribaundu
2.6 Savunma Ribaundu
3.5 Toplam Ribaund
0.7 Asist
1.1 Blok
0.3 Top Çalma
1.8 Top Kaybı

Euroleague 2008-2009 İstatistikleri:
14 Maç
11:59 Dakika
4.0 Sayı
20/33 %60.6 İki Sayılık
0/1 %0.00 Üç Sayılık
16/24 %66.7 Serbest Atış
1.3 Hücum Ribaundu
2.4 Savunma Ribaundu
3.6 Toplam Ribaund
0.5 Asist
0.4 Blok
0.4 Top Çalma
0.6 Top Kaybı

Euroleague 2009-2010 İstatistikleri:
18 Maç
15:07 Dakika
5.1 Sayı
36/67 %53.7 İki Sayılık
1/7 %14.3 Üç Sayılık
17/20 %85.0 Serbest Atış
1.2 Hücum Ribaundu
2.6 Savunma Ribaundu
3.8 Toplam Ribaund
1.1 Asist
0.7 Blok
0.2 Top Çalma
0.9 Top Kaybı

Euroleague 2010-2011 İstatistikleri:
20 Maç
22 Dakika
11.4 Sayı
82/142 %57.7 İki Sayılık
5/8 %62.5 Üç Sayılık
48/66 %72.7 Serbest Atış
1.5 Hücum Ribaundu
3.8 Savunma Ribaundu
5.3 Toplam Ribaund
0.8 Asist
1 Blok
0.5 Top Çalma
1.7 Top Kaybı

İspanya Ligi (2007-2008):
33 Maç
15.2 Dakika
5.5 Sayı
69/137 %50.3 İki Sayılık
4/15 %26.6 Üç Sayılık
34/60 %68.0 Serbest Atış
1.2 Hücum Ribaundu
2.2 Savunma Ribaundu
3.4 Toplam Ribaund
0.5 Asist
0.8 Blok
0.4 Top Çalma
1.2 Top Kaybı

İspanya Ligi (2008-2009):
23 Maç
11.6 Dakika
2.8 Sayı
27/69 %39.1 İki Sayılık
0/0 %0.00 Üç Sayılık
11/15 %73.3 Serbest Atış
1.2 Hücum Ribaundu
1.9 Savunma Ribaundu
3.1 Toplam Ribaund
0.5 Asist
0.6 Blok
0.2 Top Çalma
0.8 Top Kaybı

İspanya Ligi (2009-2010):
24 Maç
15.2 Dakika
8.6 Sayı
84/123 %68.2 İki Sayılık
4/14 %28.5 Üç Sayılık
28/33 %84.8 Serbest Atış
1.7 Hücum Ribaundu
2.8 Savunma Ribaundu
4.5 Toplam Ribaund
0.6 Asist
0.9 Blok
0.3 Top Çalma
0.8 Top Kaybı

İspanya Ligi (2010-2011):
36 Maç
23.5 Dakika
11.9 Sayı
168/302 %55.6 İki Sayılık
4/9 %44.4 Üç Sayılık
79/108 %73.1 Serbest Atış
2.0 Hücum Ribaundu
5.0 Savunma Ribaundu
7.0 Toplam Ribaund
1.3 Asist
1.1 Blok
0.7 Top Çalma
1.8 Top Kaybı

21 Ocak 2011 Cuma

Efes Pilsen: 60 - Montepaschi Siena: 58

Bootsy-Thornton-Efes-Pilsen-Montepaschi-Siena-Euroleague
Uzun zamandır yazı yazmadığım için bu yazımda bayağı zorlandığımı baştan söylemem gerek. Bunun sebebi gerek işlerimin yoğunluğu, gerekse basketbol içinde yaşananlardan soğumuş olmam. Top 16'nın başlaması ise bir vesile olsun yazmaya başlamak için.

Öncelikle herşeye rağmen Montepaschi Siena karşısında alınan galibiyet güzel. Siena'nın eksik olması ve bu galibiyetin farkının istediğimiz seviyede olmaması ise kaçınılmaz gerçekler. Şimdi gelelim diğer can yakıcı gerçeklere.

Tabi ki kaçınılmaz olarak ilk acı gerçek Rakoceviç gerçeği. Bu maçın en skorer adamı olmasına rağmen bu gerçek ortada. Savunma düzeyi sıfırda ve topu her eline aldığında yürekler ağızda. Rako'ya iki ucu keskin bıçak diyenlerin ufacık bir hatası var bence o da negatif ucunun daha keskin olması. Ortada 17 sayı var ama yüzde olarak düşük bir yüzde var ve giren atışlar dahil çoğu zorlama atışlar. Bunun yanında şu acı gerçeği de itiraf etmek gerekir: Rako sahada olmadığında, özellikle Wisniewski sahada iken hücumumuz feci tıkanıyor. Hele bir de Nachbar gününde değilse vay halimize. Burada yeni transfer Murray düşünülüyor olabilir ikinci skorer olarak ama NBA gelen bir oyuncunun adaptasyonu ve setlere alışması en az bir ay demek ve bu da bizim için çok geç olabilir. Bunu sahada da net olarak gördük, akıllı Siena Avrupa çaylağı Murray topu her eline aldığında ikili sıkıştırma yaptı ve dengesini bayağı bozdu.

Rakoceviç'in savunmasına bu kadar laf ediyoruz ama başka bir büyük gedikte pota altında. Vujcic ve Nachbar gediği bu. Nachbar hırsı ve mücadele azmi ile bunu bir parça kapatsa dahi gerek yavaşlığı, gerekse de takipte yetersizliği ile Vujcic orada büyük bir gedik. Bu maç özelinde Kerem Gönlüm'de vasatın altında kalınca orası iyice yumuşak bir bölge haline geldi. Neyseki orayı toparlayan Thorton ve Lawrence vardı da oradan nispeten daha az sayı yedik.

Lawrence Roberts bu maçta iyi oynasa da ona da tam güvenemiyorum açıkcası. Çok çabuk faul alıyor. Aşırı heyecanı buna yol açıyor. Her topa atlaması her ne kadar olumlu bir gösterge olsa da bunu kontrolsüz şekilde yaptığını birçok maçta görüyoruz. Bu kontrolsüzlük yüzünden erken faul problemi yaşıyor.

Bu maçın adamı olsa da Bootsy Thorton tam bir takım oyuncusu aslında. Her maç böyle çoşmaz elbette ama özellikle savunmada belli standartın altına asla düşmez. İste bu yüzden bu adamın takımda olması gerekiyor zaten.

Gelelim meşhur Wisniewski kısmına. Takım oyun kurucusu kadar oynar ve Wisniewski'yi oynatmak istiyorsanız Maccabi tarzı oynamanız gerekir. Eğer düzenli hücum istiyorsanız Wisniewski orada sırıtır ve sırıtmakla kalmaz üstüne bir de takımın düzenini bozar.

Bir ufak paragrafta Sinan'a, Euroleague'de de oynamaya başladı. Ama savunmaya ve rübaunda o kadar konsantre olmuş ki, hücumda inanılmaz hatalar yapabiliyor. Mesela Kerem'in harika asistini elinden kaçırması gibi. Bunun yanında sevindirici gelişme ise geçen seneki saçma sapan faulleri yapmaması.

Önümüzde Partizan deplasmanı var. Zor maç üstelik 20.000 taraftar önünde daha da zor. Ama yenmek gerekli yoksa işler çok karışacaktır.

20 Mart 2010 Cumartesi

Nachbar mevzuu

Boki-Nachbar-Efes-PilsenBirçoklarının aksine Nachbar'ın oyunu değil en sevdiğim yanı efendiliği ve mücadeleyi bırakmaması. Bu yönüyle onu Efes Pilsen'e yakıştırdım ben. Elbette oyunculuğuna laf edecek halim yok ama mesela oyunun savunma alanında iyi niyetle mücadele etse dahi iyi bir savunmacı değil bence Nachbar ve kaçırdığı adamları gittiğim çoğu maçta gördüm. Bunun yanında mücadele azmi ile o açığını kapatmaya çalışıyor yani bu konuda dahi iyi niyetli bir yaklaşımı var. Hücum alanında ise gerçekten bir silah olabilecek özellikleri mevcut. Peki ne oldu da Nachbar bir anda geri plana atıldı?

Bunun için bence sene başına gitmek gerek Ergin Ataman oyun planını genel olarak 4 kısalı sistem üzerine kurmayı düşündü anladığım kadarıyla sene başında. Nachbar'ı hep 4 numara olarak oturttu planlarında hoş Nachbar'da geldiği zaman bundan haberi vardı ve ben 4 numarada oynayabilirim diye demeçler de verdi. TBL'de belki evet ama Euroleague sertliğinde olmayacak işti bu ne Shumpert ne de Nachbar 4 numara için yeterli değildi. Bu arada joker olarak kullanılacak ve o sertliği getirip Nachbar ve Shumpert'i 3 numarada da kullanabilmeyi sağlayacak olan Kerem'de doping yüzünden ceza alınca iyice sıkıştı iş. Orada hatalar zinciri geldi işte. Önce Santiago alındı uzunu olarak evet bu gerekli bir hamle olabilirdi çünkü Kasun istikrarsız oynuyordu ve bir uzuna daha ihtiyaç duyulabilirdi. Birden Türkiye ligini unuttuğunu anladılar. Söylediğine göre Ergin Ataman orada uzun Türk olarak Dusan'ı düşünüyordu ama Dusan sene başı kalbiyle ilgili bir sorundan dolayı ameliyat olup uzun süre sahalardan uzak kalacağı anlaşılınca Türk uzun açığı çıktı takımda ve Ermal transfer edildi. Böylece takımda 4 5 numara (Dusan, Santiago, Kasun, Ermal), 1 4,5 (Kaya), iki 3,5 (Nachbar ve Shumpert), bir 3 numara (Thorton), bir 2,5 hatta bazen 1,5 (Sinan Güler), 2 2 numara (Charles Smith ve Rakocevic) ve iki guard (Ender, Kerem)

Kadro buçuklarla dolu olunca ve oyun kurucuların da bunları yönetmede yetersiz kalınca sorunlar kaçınılmaz oldu. Rytas maçında Shumpert ve Nachbar süreleri paylaştılar fakat bu süreleri 4 kısalı sistemde oynamak zorunda kaldılar ve bu da savunma ribauntlarda ezilmemiz ve yakın atışlardan yararlanamamız sonucunu doğurdu. Sonra Partizan maçı geldi bu maçta Shumpert'i tercih eden Ataman Nachbar'ı kenarda oturttu ama 4 kısalı sistem değişmedi gene ve ribauntlar galibiyete rağmen gene rakipten azdı. Bu maçtaki galibiyet aslında hayırlı olmadı, Ergin Ataman bu sistemle başarılı olabileceğini düşündü iyice. Unicaja ve Olimpiakos deplasmanlarında da 4 kısalı sistemde ısrar geldi. Bu iki maçta Shumpert'in sakatlığından dolayı uzun süreler aldı Nachbar. Fakat 4 numarada yer alınca ribaunt ve sertlik handikapı çıktı ortaya ve ön alan savunması da olmayınca çok sayı yedi Efes Pilsen. Sonraki maç zaten formalite maçı gibi olan Entente maçında herkes yeterince süre aldı. Deplasmandaki Partizan maçı son uzun süre yer aldığı maç oldu Nachbar'ın. Ondan sonra işler değişti.

Artık Ergin Ataman 4 kısalı sistem ile ilerleyemeyeceğinin farkına vardı ama kadro onun için kurulmuştu ve 2 uzuna dönüş özellikle 3 numarada yığılma yaşatacağı gibi elde bir 4 numara da olmadığı için orada sadece Kaya kullanılabilecekti. Bir tercih gerekiyordu ve geçen seneki final serisi kafasını karıştırdı ve orada 4 numara oynattığı adamı tercih etti Ataman. Ve Nachbar kenarda kaldı sürekli.

Yanlış planlama Nachbar'a patlamıştı yani. Şimdi ise Euroleague'de gidince 6 yabancı sorun oldu. Smith takımın dinamosu gibiydi. Thorton göşterişsiz olsa da tam bir takım oyuncusu. Kasun zaten kısıtlı uzunlardan dolayı kesilemez. Geriye Rako, Shumpert ve Nachbar kaldı derken bir de bunlara Popovic eklendi. Rako yönetimin torpili ile kadroya girmeyi garantiledi. Ve inat gene ortaya çıktı Shumpert'de bu kontenjandan gelince Nachbar tribüne gitti tamamen. Üstüne İspanyol bir blog sitesinde çıkan Nachbar ayrıldı haberi çıkınca herkes bitti sandı herşey. Ama önce Ergin Özerhun "9 Nisan'a kadar süremiz var daha karar vermedik." dedi. Üstüne bir de Nachbar'ın demeci geldi:

"Dedikodular doğru değil. Şimdilik buradayım. Geçen aydan beri değişen birşey olmadı. Hatta şimdi antremandan çıktım."

Ve devamında:

"Durum stabil. Kulüpten ayrılmak istediğim saklamayacağım bir gerçek ama bir antlaşma yolu bulamadık. Ayrılmak istememin sebebi takımdaki rolüm. Koç ile iyi ya da kötü herhangi bir ilişkim yok ve kenarda kaldım. Rakip bir takıma gideceğimden korktukları için gitmeme izin vermiyorlar. Kontratıma uymam gerektiği için kendi kendime kulübü de terkedemem. Durum gerçekten kötü. Çeşitli kulüpler hala oyuncu arıyor ve sanırım kolaylıkla kulüp bulabilirim. Yazın ne olduğunu göreceğiz. Gelecek sezon içinde kontratım var. Kulübun koçla ilgili vereceği kararı bekleyeceğim öncelikle."

Durum budur. Ben şahsen kalsın tarafındayım ama mutsuz belli ve bu durum ne kadar devam eder ya da etmeli mi onu da bilmiyorum.

16 Mart 2010 Salı

Rezalette İkinci Perde


Ve şampiyonluk paketi yani çeyrek final, yarı final ve final maçlarının paket biletleri tükenmişmiş. Biletix'in son marifeti bu olsa gerek. Haberi gördüğümde sadece 4 kişi okumuştu haberi ve internet medyasında başka hiçbir yerde haber yoktu. Siteye girdim hemen ve satın alamadım. Yani çıkmış olmasından en fazla yarım saat sonra Biletix'de idim ama satın alma yapamadım. Sessiz sedasız çıkıp yarım saatte tükenen biletleri acaba kimler tüketti? Haber vereceğim diyen biletix'den bir haber de gelmedi ama. Ya Biletix içinden birileri birilerine haber uçurdu ve çıkar çıkmaz onlar aldı biletleri artık ne yapacaklarsa o kadar bileti. Ya da biletix kendi elemanları aldı biletleri. Ya da çıkan toplamda 5 bilet falandı? Başka seçenek aklına gelen?

15 Mart 2010 Pazartesi

Bir Biletix Klasiği

2010-Dunya-Basketbol-SampiyonasiDünya Şampiyonası'nın kalan biletleri eleme grubu ve diğer final paketleri de satışa çıkmış ve fakat bize haber vereceği söylenen Biletix haber vermedi. Tesadüfen Basket Dergisi'nde haberi görünce hemen alayım diye girdim. Eleme grubunu aldım fakat şampiyonluk paketini almak ne mümkün site sürekli hata vermekte. Sonra tek tek bakayım dedim ve ne ile karşılaştım dersiniz. Yarı final ve final kombinesinde sadece Zone 5 mevcut. Ne zaman çıktı da tükendi bu biletler? Kimlerin haberi vardı da hemen kaptı biletleri? Yoksa katakulliye mi geldik. Haber daha hiçbir yerde yok. Ve basketdergisinde görür görmez girdim almaya ki 10 dakika sonra falan sitede idim. Ama gel gör ki bilet alamıyorum. Tebrikler biletix.

24 Şubat 2010 Çarşamba

Basketbol İçin Destek Olmak


Uzun zamandır Efes Pilsen ile ilgili yazı yazmıyorum ve çok önemli Maccabi Tel Aviv maçından önce bunun nedenini açıklamak istedim. Yoruldum açıkcası. Turgay Demirel'den, Türk Telekom maçında çıkan olaylara, Nedim Karakaş'ın Aydın Örs'e söylediklerinden, Rakocevic-Ergin Ataman kavgasına ve devamında olanlara, tüm takımlarımızın Avrupa'daki başarısızlıklardan, ligde oynanan kötü basketbola herşey yordu ve uzaklaştırdı beni. FB Ülker-Efes Pilsen maçlarını izlemedim bile, izlemek de içimden gelmedi açıkcası. Ben öyle bir Pertevniyal maçı izledim ki o çocukların saflığı ve basketbol oynama isteğini görünce ve yukarıda dönenler ile karşılaştırınca onları yazmak daha zevkli emin olun. Her maçı Cuma günü mesai saatlerinde oynamasa her maçına da giderim Pertevniyal'in ama maalesef Cuma oluyor maçlar. Onlar kirlenmemiş, onlar temiz daha ve umarım öyle temiz kalırlar.

Şimdi herşeyin geride kalması ve en azından 2010 Dünya Şampiyonası için ivme almamız açısından en önemli maçlara çıkıyoruz ve burada gene görev Efes Pilsen'e düşüyor. Bu maçları kazanması gerek Efes Pilsen'in bu serbest düşüşe bir son vermemiz gerek. En azından yavaşlatmamız gerek. Ben maalesef gene salonda olamayacağım ama olabilen herkes salona gidip Efes Pilsen'i desteklesin lütfen. Bunu sadece Efes Pilsen için değil basketbolumuz için de yapmamız gerek.