efes pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
efes pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2011 Cuma

Yeni Transferler - Dusko Savanovic

Dusko-Savanovic-Efes-Pilsen
Aslında ilk transfer olmasına rağmen ikinci olarak yer alan Sırp oyuncu. İki senedir parlak istatistikler sergiliyor aslında. Şutu olan bir 4 numara ama diğer transfer gibi ribaunt ve sertlik sorunu olabilir. Burada bahsettiğim sertlik elbette Euroleague sertliği yoksa hiçbiri Rako savunması yapmıyorlar sonuçta:). Daha sonraki transferlerde de bahsedeğim üzere iki takım olacak sahada sanırım ve sertlik ve mücadelecilik yönü yüksek olanlar bu takımlar arasında dağılarak denge bulunacak. Neyse lafı uzatmadan istatistikler gelsin.

Dusko Savanovic: (05 Eylül 1983)
2.04, Uzun Forvet

Kariyer:

FMP (2003–2004)
Borac Čačak (2004–2005)
FMP (2005–2006)
UNICS Kazan (2006–2008)
Power Electronics Valencia (2008–2010)

2005-2006 ULEB Cup İstatistikleri:
12 Maç
27:33 Dakika
15.3 Sayı
56/95 %58.9 İki Sayılık
11/25 %44.0 Üç Sayılık
38/49 %77.6 Serbest Atış
1.5 Hücum Ribaundu
3.9 Savunma Ribaundu
5.4 Toplam Ribaund
1.3 Asist
0.1 Blok
1.2 Top Çalma
1.9 Top Kaybı

2006-2007 ULEB Cup İstatistikleri:
16 Maç
16:37 Dakika
7.6 Sayı
31/61 %50.8 İki Sayılık
11/33 %33.3 Üç Sayılık
26/31 %83.9 Serbest Atış
1.0 Hücum Ribaundu
1.6 Savunma Ribaundu
2.6 Toplam Ribaund
0.9 Asist
0.1 Blok
0.6 Top Çalma
1.1 Top Kaybı

2007-2008 ULEB Cup İstatistikleri:
15 Maç
21:50 Dakika
11.2 Sayı
60/97 %61.9 İki Sayılık
8/34 %23.5 Üç Sayılık
24/40 %60.0 Serbest Atış
1.7 Hücum Ribaundu
2.3 Savunma Ribaundu
3.9 Toplam Ribaund
1.5 Asist
0.1 Blok
1.1 Top Çalma
1.5 Top Kaybı

Euroleague 2010-2011 İstatistikleri:
21 Maç
25.25 Dakika
11.9 Sayı
64/128 %50.0 İki Sayılık
27/74 %36.5 Üç Sayılık
40/47 %85.1 Serbest Atış
1.3 Hücum Ribaundu
3.2 Savunma Ribaundu
4.6 Toplam Ribaund
1.0 Asist
0.4 Blok
0.8 Top Çalma
1.5 Top Kaybı

İspanya Ligi (2008-2009):
30 Maç
19.5 Dakika
8.7 Sayı
77/149 %51.6 İki Sayılık
19/49 %38.7 Üç Sayılık
52/65 %85.0 Serbest Atış
1.1 Hücum Ribaundu
2.4 Savunma Ribaundu
3.5 Toplam Ribaund
1.2 Asist
0.2 Blok
0.8 Top Çalma
1.5 Top Kaybı

İspanya Ligi (2009-2010):
37 Maç
28.0 Dakika
14.6 Sayı
130/250 %52.0 İki Sayılık
58/141 %41.1 Üç Sayılık
107/131 %81.6 Serbest Atış
1.5 Hücum Ribaundu
3.2 Savunma Ribaundu
4.7 Toplam Ribaund
0.9 Asist
0.2 Blok
1.0 Top Çalma
1.6 Top Kaybı

İspanya Ligi (2010-2011):
36 Maç
24.5 Dakika
11.4 Sayı
90/190 %47.3 İki Sayılık
55/143 %38.4 Üç Sayılık
64/76 %84.2 Serbest Atış
1.4 Hücum Ribaundu
3.8 Savunma Ribaundu
5.2 Toplam Ribaund
1.2 Asist
0.3 Blok
0.6 Top Çalma
1.5 Top Kaybı

Yeni Transferler - Stanko Barac

Stanko-Barac-Efes-Pilsen
Gene uzun aradan sonra bir yazım olacak bu fakat bu sefer seri halde devam edecek bir yazı olacak. Yeni sezon yeni umutlar demektir her zaman, her ne kadar basketbol dünyasından başındaki insan yüzünden soğumuş olsam da bu Efes Pilsen taraftarlığımı değiştirmiyor. Yeni transferleri izliyorum ve açıkcası umut verici şu ana kadar yapılanlar her ne kadar daha tamamlanmamış olsa da.

Öncelikle pivot pozisyonu ve Barac. 2.17'lik boyuna rağmen atletik bir yapısı var ama sertlik açısından biraz eksik gibi geliyor bana. Gene de hücum yönünden bir silah olduğu da bir gerçek. Tabi bütün bunlar oyun kurucu ile değerlenecek durumlar. Pota altına ihtiyaç olan bir transfer gibi geliyor bana ama göreceğiz elbette. Ligde katkısı kesin ama asıl beklentim her zaman Euroleague'dir tıpkı Efes Pilsen'in olduğu gibi. Aşağıda kendisi ile ilgili detaylı bilgiler de mevcut.

Stanko Barac: (13 Ağustos 1986)
2.17, Pivot
2007 yılında ikinci tur 39 sıradan Miami Heat tarafından seçildi ama NBA’de hiç oynamadı. Caja Laboral’den bonservis bedeli ödenerek alındı ve 3 senelik sözleşme imzaladı.

Kariyer:

Široki Prima pivo (2005-07)
TAU Cerámica (2007)
Pamesa Valencia (2007-08)
Caja Laboral (2008-11)

2007-2008 Eurocup İstatistikleri:
14 Maç
16:13 Dakika
6.2 Sayı
31/52 %59.6 İki Sayılık
2/7 %28.6 Üç Sayılık
19/24 %79.2 Serbest Atış
0.9 Hücum Ribaundu
2.6 Savunma Ribaundu
3.5 Toplam Ribaund
0.7 Asist
1.1 Blok
0.3 Top Çalma
1.8 Top Kaybı

Euroleague 2008-2009 İstatistikleri:
14 Maç
11:59 Dakika
4.0 Sayı
20/33 %60.6 İki Sayılık
0/1 %0.00 Üç Sayılık
16/24 %66.7 Serbest Atış
1.3 Hücum Ribaundu
2.4 Savunma Ribaundu
3.6 Toplam Ribaund
0.5 Asist
0.4 Blok
0.4 Top Çalma
0.6 Top Kaybı

Euroleague 2009-2010 İstatistikleri:
18 Maç
15:07 Dakika
5.1 Sayı
36/67 %53.7 İki Sayılık
1/7 %14.3 Üç Sayılık
17/20 %85.0 Serbest Atış
1.2 Hücum Ribaundu
2.6 Savunma Ribaundu
3.8 Toplam Ribaund
1.1 Asist
0.7 Blok
0.2 Top Çalma
0.9 Top Kaybı

Euroleague 2010-2011 İstatistikleri:
20 Maç
22 Dakika
11.4 Sayı
82/142 %57.7 İki Sayılık
5/8 %62.5 Üç Sayılık
48/66 %72.7 Serbest Atış
1.5 Hücum Ribaundu
3.8 Savunma Ribaundu
5.3 Toplam Ribaund
0.8 Asist
1 Blok
0.5 Top Çalma
1.7 Top Kaybı

İspanya Ligi (2007-2008):
33 Maç
15.2 Dakika
5.5 Sayı
69/137 %50.3 İki Sayılık
4/15 %26.6 Üç Sayılık
34/60 %68.0 Serbest Atış
1.2 Hücum Ribaundu
2.2 Savunma Ribaundu
3.4 Toplam Ribaund
0.5 Asist
0.8 Blok
0.4 Top Çalma
1.2 Top Kaybı

İspanya Ligi (2008-2009):
23 Maç
11.6 Dakika
2.8 Sayı
27/69 %39.1 İki Sayılık
0/0 %0.00 Üç Sayılık
11/15 %73.3 Serbest Atış
1.2 Hücum Ribaundu
1.9 Savunma Ribaundu
3.1 Toplam Ribaund
0.5 Asist
0.6 Blok
0.2 Top Çalma
0.8 Top Kaybı

İspanya Ligi (2009-2010):
24 Maç
15.2 Dakika
8.6 Sayı
84/123 %68.2 İki Sayılık
4/14 %28.5 Üç Sayılık
28/33 %84.8 Serbest Atış
1.7 Hücum Ribaundu
2.8 Savunma Ribaundu
4.5 Toplam Ribaund
0.6 Asist
0.9 Blok
0.3 Top Çalma
0.8 Top Kaybı

İspanya Ligi (2010-2011):
36 Maç
23.5 Dakika
11.9 Sayı
168/302 %55.6 İki Sayılık
4/9 %44.4 Üç Sayılık
79/108 %73.1 Serbest Atış
2.0 Hücum Ribaundu
5.0 Savunma Ribaundu
7.0 Toplam Ribaund
1.3 Asist
1.1 Blok
0.7 Top Çalma
1.8 Top Kaybı

21 Ocak 2011 Cuma

Efes Pilsen: 60 - Montepaschi Siena: 58


Uzun zamandır yazı yazmadığım için bu yazımda bayağı zorlandığımı baştan söylemem gerek. Bunun sebebi gerek işlerimin yoğunluğu, gerekse basketbol içinde yaşananlardan soğumuş olmam. Top 16'nın başlaması ise bir vesile olsun yazmaya başlamak için.

Öncelikle herşeye rağmen Montepaschi Siena karşısında alınan galibiyet güzel. Siena'nın eksik olması ve bu galibiyetin farkının istediğimiz seviyede olmaması ise kaçınılmaz gerçekler. Şimdi gelelim diğer can yakıcı gerçeklere.

Tabi ki kaçınılmaz olarak ilk acı gerçek Rakoceviç gerçeği. Bu maçın en skorer adamı olmasına rağmen bu gerçek ortada. Savunma düzeyi sıfırda ve topu her eline aldığında yürekler ağızda. Rako'ya iki ucu keskin bıçak diyenlerin ufacık bir hatası var bence o da negatif ucunun daha keskin olması. Ortada 17 sayı var ama yüzde olarak düşük bir yüzde var ve giren atışlar dahil çoğu zorlama atışlar. Bunun yanında şu acı gerçeği de itiraf etmek gerekir: Rako sahada olmadığında, özellikle Wisniewski sahada iken hücumumuz feci tıkanıyor. Hele bir de Nachbar gününde değilse vay halimize. Burada yeni transfer Murray düşünülüyor olabilir ikinci skorer olarak ama NBA gelen bir oyuncunun adaptasyonu ve setlere alışması en az bir ay demek ve bu da bizim için çok geç olabilir. Bunu sahada da net olarak gördük, akıllı Siena Avrupa çaylağı Murray topu her eline aldığında ikili sıkıştırma yaptı ve dengesini bayağı bozdu.

Rakoceviç'in savunmasına bu kadar laf ediyoruz ama başka bir büyük gedikte pota altında. Vujcic ve Nachbar gediği bu. Nachbar hırsı ve mücadele azmi ile bunu bir parça kapatsa dahi gerek yavaşlığı, gerekse de takipte yetersizliği ile Vujcic orada büyük bir gedik. Bu maç özelinde Kerem Gönlüm'de vasatın altında kalınca orası iyice yumuşak bir bölge haline geldi. Neyseki orayı toparlayan Thorton ve Lawrence vardı da oradan nispeten daha az sayı yedik.

Lawrence Roberts bu maçta iyi oynasa da ona da tam güvenemiyorum açıkcası. Çok çabuk faul alıyor. Aşırı heyecanı buna yol açıyor. Her topa atlaması her ne kadar olumlu bir gösterge olsa da bunu kontrolsüz şekilde yaptığını birçok maçta görüyoruz. Bu kontrolsüzlük yüzünden erken faul problemi yaşıyor.

Bu maçın adamı olsa da Bootsy Thorton tam bir takım oyuncusu aslında. Her maç böyle çoşmaz elbette ama özellikle savunmada belli standartın altına asla düşmez. İste bu yüzden bu adamın takımda olması gerekiyor zaten.

Gelelim meşhur Wisniewski kısmına. Takım oyun kurucusu kadar oynar ve Wisniewski'yi oynatmak istiyorsanız Maccabi tarzı oynamanız gerekir. Eğer düzenli hücum istiyorsanız Wisniewski orada sırıtır ve sırıtmakla kalmaz üstüne bir de takımın düzenini bozar.

Bir ufak paragrafta Sinan'a, Euroleague'de de oynamaya başladı. Ama savunmaya ve rübaunda o kadar konsantre olmuş ki, hücumda inanılmaz hatalar yapabiliyor. Mesela Kerem'in harika asistini elinden kaçırması gibi. Bunun yanında sevindirici gelişme ise geçen seneki saçma sapan faulleri yapmaması.

Önümüzde Partizan deplasmanı var. Zor maç üstelik 20.000 taraftar önünde daha da zor. Ama yenmek gerekli yoksa işler çok karışacaktır.

20 Mart 2010 Cumartesi

Nachbar mevzuu

Boki-Nachbar-Efes-PilsenBirçoklarının aksine Nachbar'ın oyunu değil en sevdiğim yanı efendiliği ve mücadeleyi bırakmaması. Bu yönüyle onu Efes Pilsen'e yakıştırdım ben. Elbette oyunculuğuna laf edecek halim yok ama mesela oyunun savunma alanında iyi niyetle mücadele etse dahi iyi bir savunmacı değil bence Nachbar ve kaçırdığı adamları gittiğim çoğu maçta gördüm. Bunun yanında mücadele azmi ile o açığını kapatmaya çalışıyor yani bu konuda dahi iyi niyetli bir yaklaşımı var. Hücum alanında ise gerçekten bir silah olabilecek özellikleri mevcut. Peki ne oldu da Nachbar bir anda geri plana atıldı?

Bunun için bence sene başına gitmek gerek Ergin Ataman oyun planını genel olarak 4 kısalı sistem üzerine kurmayı düşündü anladığım kadarıyla sene başında. Nachbar'ı hep 4 numara olarak oturttu planlarında hoş Nachbar'da geldiği zaman bundan haberi vardı ve ben 4 numarada oynayabilirim diye demeçler de verdi. TBL'de belki evet ama Euroleague sertliğinde olmayacak işti bu ne Shumpert ne de Nachbar 4 numara için yeterli değildi. Bu arada joker olarak kullanılacak ve o sertliği getirip Nachbar ve Shumpert'i 3 numarada da kullanabilmeyi sağlayacak olan Kerem'de doping yüzünden ceza alınca iyice sıkıştı iş. Orada hatalar zinciri geldi işte. Önce Santiago alındı uzunu olarak evet bu gerekli bir hamle olabilirdi çünkü Kasun istikrarsız oynuyordu ve bir uzuna daha ihtiyaç duyulabilirdi. Birden Türkiye ligini unuttuğunu anladılar. Söylediğine göre Ergin Ataman orada uzun Türk olarak Dusan'ı düşünüyordu ama Dusan sene başı kalbiyle ilgili bir sorundan dolayı ameliyat olup uzun süre sahalardan uzak kalacağı anlaşılınca Türk uzun açığı çıktı takımda ve Ermal transfer edildi. Böylece takımda 4 5 numara (Dusan, Santiago, Kasun, Ermal), 1 4,5 (Kaya), iki 3,5 (Nachbar ve Shumpert), bir 3 numara (Thorton), bir 2,5 hatta bazen 1,5 (Sinan Güler), 2 2 numara (Charles Smith ve Rakocevic) ve iki guard (Ender, Kerem)

Kadro buçuklarla dolu olunca ve oyun kurucuların da bunları yönetmede yetersiz kalınca sorunlar kaçınılmaz oldu. Rytas maçında Shumpert ve Nachbar süreleri paylaştılar fakat bu süreleri 4 kısalı sistemde oynamak zorunda kaldılar ve bu da savunma ribauntlarda ezilmemiz ve yakın atışlardan yararlanamamız sonucunu doğurdu. Sonra Partizan maçı geldi bu maçta Shumpert'i tercih eden Ataman Nachbar'ı kenarda oturttu ama 4 kısalı sistem değişmedi gene ve ribauntlar galibiyete rağmen gene rakipten azdı. Bu maçtaki galibiyet aslında hayırlı olmadı, Ergin Ataman bu sistemle başarılı olabileceğini düşündü iyice. Unicaja ve Olimpiakos deplasmanlarında da 4 kısalı sistemde ısrar geldi. Bu iki maçta Shumpert'in sakatlığından dolayı uzun süreler aldı Nachbar. Fakat 4 numarada yer alınca ribaunt ve sertlik handikapı çıktı ortaya ve ön alan savunması da olmayınca çok sayı yedi Efes Pilsen. Sonraki maç zaten formalite maçı gibi olan Entente maçında herkes yeterince süre aldı. Deplasmandaki Partizan maçı son uzun süre yer aldığı maç oldu Nachbar'ın. Ondan sonra işler değişti.

Artık Ergin Ataman 4 kısalı sistem ile ilerleyemeyeceğinin farkına vardı ama kadro onun için kurulmuştu ve 2 uzuna dönüş özellikle 3 numarada yığılma yaşatacağı gibi elde bir 4 numara da olmadığı için orada sadece Kaya kullanılabilecekti. Bir tercih gerekiyordu ve geçen seneki final serisi kafasını karıştırdı ve orada 4 numara oynattığı adamı tercih etti Ataman. Ve Nachbar kenarda kaldı sürekli.

Yanlış planlama Nachbar'a patlamıştı yani. Şimdi ise Euroleague'de gidince 6 yabancı sorun oldu. Smith takımın dinamosu gibiydi. Thorton göşterişsiz olsa da tam bir takım oyuncusu. Kasun zaten kısıtlı uzunlardan dolayı kesilemez. Geriye Rako, Shumpert ve Nachbar kaldı derken bir de bunlara Popovic eklendi. Rako yönetimin torpili ile kadroya girmeyi garantiledi. Ve inat gene ortaya çıktı Shumpert'de bu kontenjandan gelince Nachbar tribüne gitti tamamen. Üstüne İspanyol bir blog sitesinde çıkan Nachbar ayrıldı haberi çıkınca herkes bitti sandı herşey. Ama önce Ergin Özerhun "9 Nisan'a kadar süremiz var daha karar vermedik." dedi. Üstüne bir de Nachbar'ın demeci geldi:

"Dedikodular doğru değil. Şimdilik buradayım. Geçen aydan beri değişen birşey olmadı. Hatta şimdi antremandan çıktım."

Ve devamında:

"Durum stabil. Kulüpten ayrılmak istediğim saklamayacağım bir gerçek ama bir antlaşma yolu bulamadık. Ayrılmak istememin sebebi takımdaki rolüm. Koç ile iyi ya da kötü herhangi bir ilişkim yok ve kenarda kaldım. Rakip bir takıma gideceğimden korktukları için gitmeme izin vermiyorlar. Kontratıma uymam gerektiği için kendi kendime kulübü de terkedemem. Durum gerçekten kötü. Çeşitli kulüpler hala oyuncu arıyor ve sanırım kolaylıkla kulüp bulabilirim. Yazın ne olduğunu göreceğiz. Gelecek sezon içinde kontratım var. Kulübun koçla ilgili vereceği kararı bekleyeceğim öncelikle."

Durum budur. Ben şahsen kalsın tarafındayım ama mutsuz belli ve bu durum ne kadar devam eder ya da etmeli mi onu da bilmiyorum.

24 Şubat 2010 Çarşamba

Basketbol İçin Destek Olmak


Uzun zamandır Efes Pilsen ile ilgili yazı yazmıyorum ve çok önemli Maccabi Tel Aviv maçından önce bunun nedenini açıklamak istedim. Yoruldum açıkcası. Turgay Demirel'den, Türk Telekom maçında çıkan olaylara, Nedim Karakaş'ın Aydın Örs'e söylediklerinden, Rakocevic-Ergin Ataman kavgasına ve devamında olanlara, tüm takımlarımızın Avrupa'daki başarısızlıklardan, ligde oynanan kötü basketbola herşey yordu ve uzaklaştırdı beni. FB Ülker-Efes Pilsen maçlarını izlemedim bile, izlemek de içimden gelmedi açıkcası. Ben öyle bir Pertevniyal maçı izledim ki o çocukların saflığı ve basketbol oynama isteğini görünce ve yukarıda dönenler ile karşılaştırınca onları yazmak daha zevkli emin olun. Her maçı Cuma günü mesai saatlerinde oynamasa her maçına da giderim Pertevniyal'in ama maalesef Cuma oluyor maçlar. Onlar kirlenmemiş, onlar temiz daha ve umarım öyle temiz kalırlar.

Şimdi herşeyin geride kalması ve en azından 2010 Dünya Şampiyonası için ivme almamız açısından en önemli maçlara çıkıyoruz ve burada gene görev Efes Pilsen'e düşüyor. Bu maçları kazanması gerek Efes Pilsen'in bu serbest düşüşe bir son vermemiz gerek. En azından yavaşlatmamız gerek. Ben maalesef gene salonda olamayacağım ama olabilen herkes salona gidip Efes Pilsen'i desteklesin lütfen. Bunu sadece Efes Pilsen için değil basketbolumuz için de yapmamız gerek.

10 Şubat 2010 Çarşamba

Deniz Kılıçlı için NCAA başlamış

deniz-kilicli-altyapiÇok net hırsızlık yaptım açıkcası ama görünce çalmadan edemedim haberi. NCAA'de 20 maç alan Deniz Kılıçlı West Virginia Mountaineers takımıyla ilk maçına 03/02/2010 tarihinde Pittsbourgh karşısında çıkmış. Özellikle Efes Pilsen'in altyapı blogundaki video harika görüntülerle dolu kesinlikle izleyin derim. Şimdiye kadar 3 maçta 8.7 dakikada 12/8 ikilik, 5/7 serbest atış ile ortalama 7 sayı ile oynamış, ortalama ribaundu ise 1,3.

Haber ve videosu için tıklayabilirsiniz.

20 Aralık 2009 Pazar

Sonunda Dusan Cantekin Sahne Almaya Başladı

O Efes Pilsen'in A takımına çıkana kadar bir gizem gibiydi aramızda. Kendisini izleyenler vardı elbette ama ne kadar performans vereceği soru işareti olmasına rağmen A takıma çıkacağı günü iple çekiyordu herkes. Uzun süredir altyapıdan oyuncu çıkaramayan Efes Pilsen için Dusan bir umut olabilirdi. Şampiyonluk sonrası Ergin Hoca ile yemek esnasında Dusan'ın seneye A Takım'da olacağını söylemesi bizi daha da meraklandırmıştı. Tam bu esnada kötü haber geldi. Dusan ameliyat olmuştu, gene dedikodular ortaya çıktı tabi ki. Basketbol hayatının bitebileceğini öne sürenler de oldu, 3 ay sonra sahalara döneceğini söyleyenler de. Umutlarımız suya mı düşmüştü yoksa ve unutulmasa da arka plana atıldı konu ta ki geçen haftaya kadar. Geçen hafta Bornova Belediyesi maçında sürpriz şekilde Dusan sahaya çıktı. O maçta yaklaşık 16 dakika süre aldı Dusan ve 2/2 iki sayılık, 4/4 serbest atış yüzdesi ile 8 sayı, 1 ribaunt ile tamamladı maçı. Bu maçta izleyemedim kendisini ama izleyen arkadaşlardan aldığım izlenime göre daha acemiliğini atamamış olmasına rağmen çok yumuşak bileklere sahip olduğunu söylediler. Bu da çok sevindirici idi, o boyda ve şutu da olan bir pivot, eğer gelişiminde aksamazsa gelecekte çok iyi yerlere gelebilir sonuçta.

Gelelim dünkü maça ikinci çeyrekte ilk defa girdi sahaya Dusan ve oynadığı süre içinde gerçekten acemiliğini belli eder hareketler yaptı. 7 dakikada sadece 1 top çalabildi. Zaman zaman potadan uzaklaşıp hücum ribaundu vermemize yol açtı, zaman zaman defansı iyi yapamadı ve hücumda kayboldu. Sonradan 3. çeyrekte oyuna girdiğinde ise ilk hucüm ribaundu ve basket faul ile kendine gelebildi. Ondan sonra hucümda da savunmada da aktif olmaya çalıştı. Her ne kadar ilk faulünü potaya yetiştiremese de ondan sonra soktuğu bir orta mesafeli şut var ki bilekleri konusunda esas bize o iyi sinyaller verdi. Ve maçı 5/6 iki sayılık, 1/3 serbest atış yüzdesi ile 11 sayı, 6'sı hücum olmak üzere 7 ribaunt, biri aslında Ender'in kaptığı top olmasına rağmen diğer ikisi uzun kolları sayesinde kaptığı 3 top çalma ve yaptığı 1'de blok var. Daha acemi, daha çok yol katetmesi gerek ama süre almadan bu gelişmeyi sağlayamaz. Bu süreyi alırsa o zaman iki seneye iyi bir pivotumuz olur. Son olarak takımında sürekli ona yardım etmeye çalıştığını söylemeliyim. Kaya sürekli olarak yanlış yerde durduğunda onu alıp yerini gösterdi. Ender de birkaç savunmada aynı şeyi yaptı. Ergin Ataman bile kenardan sadece ona yönelik taktikler verdi. Üstelik bütün bunları azarlayarak değil bir öğretmen edasıyla yaptılar.

Buyrun size birkaç Dusan resmi:

Dusan-Cantekin-Efes-Pilsen2. periyodda ilk oyuna giriş anı.

Dusan-Cantekin-Efes-PilsenSavunmaya yerleşme anı.
Dusan-Cantekin-Efes-Pilsen2. oyuna giriş anı Ergin Ataman'la konuşurken.
Dusan-Cantekin-Efes-PilsenAlan savunmasının göbeğinde.
Dusan-Cantekin-Efes-PilsenMola sonrası taktik alırken.Dusan-Cantekin-Efes-PilsenFaul atış anı.Dusan-Cantekin-Efes-PilsenHücum ribaundu ve basket.Dusan-Cantekin-Efes-PilsenVe maç sonu.

Maç Bahane, Dusan'ı İzlemek Gerek Aslında

Efes-Pilsen-Tofas-TBLMaçtan önceki ısınma hareketleri ve maçın ilk yarısında yüzler düşüktü Efes Pilsen'de. Hiç kimsenin, hatta bizlerin dahi, aklı sahada değil Perşembe gününde kalmış sanırım. Böyle başlayan maçta ilk çeyreği 18-15 yenik kapattı Efes ikinci çeyrekte azıcık kıpırdanma ile öne geçilse de sahada keyif veren bir basketbol yoktu. Bu çeyrekteki en önemli gelişme ise Dusan'ın oyuna girerek süre alması oldu. İkinci yarı ile birlikte Efes Pilsen kendine geldi ve 3. çeyrekte Tofaş'ı adeta sürklase etti ve farkı 25 sayıya çıkardı. Son çeyrekte ise rölantide oyun devam etti ve Efes Pilsen maçı 86-56 kazandı.

Bu maçta bir rivayete göre sakat olan, başka bir rivayete göre ise ailevi sorunları nedeniyle ülkesine dönen Nachbar yer almadı. Gene sakatlığı olan Rakocevic sahada olmasına rağmen eşofmanını bile çıkarmadı. Süre alan 9 oyuncuda sayı buldu bu maçta ve bunlardan altısı iki haneli rakamlara ulaştı.

Tabi ki Dusan bu maçta 19 dakika süre alarak bizleri heyecanlandıran tek faktör olarak sahada yer aldı. Onun değerlendirmesini ayrı bir yazı ile yapacağım.

EFES PİLSEN:86 Mario Kasun 10 (2s: 5/7, 5 rb), Charles Smith 13 (2s: 3/3, 3s: 1/3, 5 rb, 1 ast), Preston Shumpert 11 (2s: 4/6, 3s: 1/3, 5 rb, 1 blk, 2 tç), Kerem Tunçeri 11 (2s: 1/1, 3s: 3/6, 1 rb, 3 ast), Bootsy Thornton 13 (2s: 2/5,3s: 2/3, 5 rb, 3 ast), Kaya Peker 6 (2s: 2/10, 5 rb, 1 blk), Dusan Cantekin 11 (2s: 5/6, 7 rb, 1 blk, 3 tç, 1 tk), Sinan Güler 5 (2s: 2/3, 3s: 0/2, 2 rb, 3 ast), Ender Arslan 6 (2s: 2/6, 3s: 0/2, 1 rb, 4 ast, 3 tç, 1 tk)

TOFAŞ:56 Mehmet Yağmur 1 (3 rb, 3 ast, 1 tç, 3 tk), Orçun Göllü 7 (3 rb), Onat Akış 3 (2 rb, 1 ast), Brandon Bowman 9 (2s: 3/6, 3s: 1/2, 4 rb, 2 ast, 1 tç, 4 tk), Melih Sevda 6 (2s: 0/2, 3s: 1/2, 5 rb), Cihad Şahin 9 (2s: 1/2, 3s: 2/3, 2 rb, 2 ast, 3 tk), Sean Denison 8 (2s: 3/6, 5 rb, 2 tk), Marko Kolaric 4 (2s: 2/8, 3s: 0/1, 4 rb, 2 ast), İlkan Karaman 9 (2s: 3/6, 3s: 1/2, 4 rb, 1 ast, 2 tk), Fırat Toz 0 (2 ast, 2 tk)

Not: Fotoğrafı ben çektim sanırım 3. periyodun sonlarından Kaya burada çok komik şekilde hareketli halde geri kaçarak Rakocevic'i taklit etmeye çalıştı. Sonucu herkes tahmin edebilir sanırım:)

18 Aralık 2009 Cuma

77 Bu Kez Uğursuz Geldi

Efes-Unicaja-Malaga-Euroleague
Malaga'ya üstelik kendi sahasında yenildi Efes Pilsen. Bu seferde 77 sayı attı ama 79 yeyince yenilgi kaçınılmaz oldu maalesef. Bu maçın yorumu açıkcası oyun kurucun kadar konuşursun olur. 90 rating alan takımda Kerem 17:33'te -5 rating, Ender 19:31'de 2 rating, yani net olarak takımı aşağıya çekmişler. Kasun aslında sert başladı pota altında ama gerçekten çok ağrısı vardı bu kesin. Belki görülememiştir diye söylüyorum. Kasun önce yere yatıp çıktığı pozisyonda sandalyeye oturamadı bile ve oturduktan sonra ise sürekli belindeydi eli. Ona rağmen fena maç çıkarmadı sağlam maçları nasıl oynadığını görünce acaba Olimpiakos maçından önce gidip ufak bir sakatlık mı yaratsam Kasun'da diye düşünmeden de edemedim. Jimenez'i tutmak maalesef Ender'e kalınca adam maçın adamı oldu haliyle. Ender'e kalmasının sebebi ise geçen hafta guardlarımızın Partizan guardını hiç tutamamasıydı. Dolayısıyla Ergin Ataman guardın kontrolünü Smith'e vererek oyun kurmasını engellemek istedi karşı takımın ama bu planda da Jimenez ile Ender ve Kerem kalınca olan oldu. Ayrıca Welsh biraz daha akıllı olsa, ki o pozisyonları sağlamak için gerekli organizasyonları da yaptı Malaga, maç son ana da kalmazdı. Zira topu aldığında potaya yaklaştığı sürece Rako onu tutamazdı. Bu aşamada Sinan niye oynamadı diye sorulabilir ama Sinan sahada kaldığı sürede üstelik 4 faul limitimiz dolmasına rağmen top çalma hevesi ile öyle iki faul yaptı ki bu da beleşten 4 sayı olarak potamızda yerini aldı. Yani garp cephesinde değişen birşey yoktu aslında.

Pota altı oyuncularımız ise savunmada yavaş kaldı maalesef. Biraz Kasun direnmeye çalıştı o kadar. Santiago geleni buyur etti. Kaya acami çaylak gibi dolaştı pota altında aslında çabalamak istedi ama sadece istedi o kadar.

Gene Smith direndi savunmada bir parça, bir parça da Thorton. Thorton formsuz denebilir ama sorumluluktan hiç kaçmadı. Ender ya da Kerem topu gevelerken eline aldı topu ve potaya yöneldi, hatta birinde kızdığı belliydi. Top eline geldiğinde potaya yönelirken öyle bir sert top sürmeye başladı ki bu da oyun kuruculara net bir mesajdı. Rako'da aynısını yapmaya çalıştı elinden geldiğince. Halbuki bu oyunları hazırlaması ve servis yapması gereken oyun kurucular olmalı. Hücumda formsuz olmamızın ve tıkanmamızın tek sebebi oyun kurucularımız maalesef. Topu sadece geveliyorlar ve hiçbir set hazırlamıyorlar. Bunu başardıkları kısa dakikalarda o kadar rahat basketler bulduk ki anlatamam.

Partizan'da kaybedince Top 16'ya kalma ihtimalimiz de yükseldi bir parça. Önümüzdeki maçları alırsak Top 16'ya çıkarız fakat çıksak orada ne yaparız bu işte tam muaamma.

16 Aralık 2009 Çarşamba

Ayhan Şahenk'te Son Tango

Efes-Pilsen-Malaga-Euroleague
Efes Pilsen'in resmi sitesinin Ayhan Şahenk'teki Malaga maçı için bu yorumda bulunmuş. Noel ve yılbaşı arası sayesinde Olympiacos maçı 7 Ocak'ta oynanacak ve tabi ki o zamana da yetiştirirler Abdi İpekçi'yi. Tabi ilginç bir başka detay ise Efes Pilsen son Avrupa Kupası maçını 7 Aralık 2001'de Malaga ile yapmış Ayhan Şahenk'te ve gene bu periyoddaki son maçını Malaga ile yapıyor. O maçın sonucu 75-71 Efes lehine ama bu maç için +5 fark ikili averaj konusunda bizim için çok daha iyi olur. Tabi bu arada 77 manyaklığı da var Efes Pilsen'in bu sene. Kazandıkları bütün maçlarda 77 sayı atmış durumdalarve kazandıkları bütün maçlarda da 70 altı sayı yemişler.

Efes Pilsen bu sene Euroleague'de deplasmanda ortalama 85 sayı atmış ve 91,75 sayı yemiş. Oysa aynı takım kendi sahasında ortalama 77 sayı atmış ve 64,33 sayı yemiş. Bu ne kadar istikrarsız olduğumuzun da göstergesi. Deplasmanlarda savunmadan atmaya çalışıyoruz, kendi sahamızda ise savunmaya.

Bunun karşısında Malaga deplasmanda ortalama 75,33 sayı atmış ve 75,66 sayı yemiş. Kendi sahalarında ise ortalama 83,5 sayı atmış ve 78 sayı yemiş.

Bu bilgiler doğrultusunda deplasmandaki ortalamayı yükselten de Orleanaise maçı olduğunu düşünürsek maçın 75-71 bitme olasılığı da mevcut elbette. Ama benim gönlümden geçen 77 serisini bozulmaması ve maçın 77-71 bitmesi böylece +5 farkı da sağlamış oluruz.

21 Kasım 2009 Cumartesi

Bir Sıkıntı Hikayesi: Efes Pilsen-GS Cafe Crown

Efes-Pilsen-GS-Cafe-CrownÖyle bir maç ki, takımlar arasında büyük fark var ve üstelik zayıf takım bir de büyük bir skandalla sarsılmış, teknik kadrosu mevcut değil. Bir de üstüne tek uzunu skandalın başrol oyuncusu olarak tedbirli. Ehh geriye ne kalıyor zaten. İlk periyod bittiğinde(28-14) zaten maç çoktan bitmişti aslında. Şahsen Efesliler ile sürekli şakalaşmasam sanırım maçı uyuyarak tamamlardım. Düşünün ki maçın en eğlenceli anı Alaz'ın ilk periyod sonundaki yarışmadaki şutlarını ıslıklamamamız:) oldu. Bir de son periyodda tam uyuya kalacakken Nachbar'ın Sinan'a artistik pası geldi de maça 10 saniye kadar girebildik.

Efes Pilsen neredeyse GS Cafe Crown'ın toplam ribaundu kadar hücum ribaundu aldı(18-17). Bir arada yağmur gibi üçlük geldi Efes Pilsen'den. Maçla ilgili aklımda kalanlar bunlar sadece. Zaten hakem maçı 3. periyodda bitirse sanırım GS'lılar bile itiraz etmezdi. Yani muhabbetlerimiz dışında sahada tatsız tuzsuz bir maç oldu bu maç.

Efes Pilsen (83): Mario Kasun 9 (9 ribaund), Charles Smith 8 (2 ribaund, 1 asist), Preston Shumpert 5 (2 ribaund, 6 asist), Kerem Tunçeri 8 (1 ribaund, 5 asist), Bootsy Thornton 20 (2 asist), Kaya Peter 4 (10 ribaund, 2 asist), Bostjan Nachbar 12 (4 ribaund, 1 asist), Ermal Kuqo 4 (5 ribaund, 1 asist), Sinan Güler 8 (1 ribaund, 2 asist), Ender Arslan 5 (1 ribaund, 6 asist)

G.Saray Cafe Crown (73): Darius Washington 3 (1 ribaund, 2 asist), Caner Topaloğlu 5, Merat Kaya 3 (3 asist), Mike Wilkinson 14 (4 ribaund, 2 asist), Polat Kocaoğlu 2 (2 ribaund), Radoslav Rancik 20 (5 ribaund, 2 asist), Evren Büker 9 (1 ribaund), Can Akın 7 (3 ribaund, 5 asist), Simas Jasaitis 10 (2 ribaund)

Bu arada Perşembe günü Abdi İpekçi'de değil Ayhan Şahenk'de olacağız benden hatırlatması.

20 Kasım 2009 Cuma

GS Cafe Crown

GS-Cafe-Crown-Cemal-Nalga-SkandalAçıkcası iyice midem bulandığı için pek değinmek istemiyordum Cemal Nalga konusuna sadece yazılanları okuyup yorum yapmak istemedim. Bugünkü maçta oynamayacakmış hem Cemal, hem de Tufan ve tabi teknik kadroda idari tedbirli olarak yer almayacaklar. Herhalde altyapı antrenörü ile falan çıkar maça GS Cafe Crown.

Her ne kadar yapılan tam bir sahtekarlık olsa da, olayın ortaya çıkması ile Başkan'ın derhal cezayı kesmesi ve Yiğit Şardan'ın "Haberim olmasa bile bu sorumluluğumu kaldırmaz." diyerek istifa etmesi şimdilik GS cephesindeki en şık ve olumlu hareketler. En saçma demeç ise Okan Çevik'ten gelmiş açıkcası: "...Milli duygularımız kabardı...". Yani yaptık ama bir sor neden diyorlar kendileri. Ne olursa olsun mutlaka ceza alacaklardır. Üstelik bir de FB Ülker maçında yaşananlardan içinde ceza alacaklar.

Bütün bunlar yaşanırken yazıların içinde Efes Pilsen'le ilgili bir satır dikkatimi çekmedi değil. Ünal Özüak yazısında: "...Bütün bu usule yönelik karmaşa olurken Federasyon Disiplin Kurulu nelerle uğraşıyor biliyor musun? Dün elime geçti.. Efes Pilsen'e uyarı gönderip yazılı savunma istiyorlar..." Maçlardan birinde takım oyuncularının benzer renkte çorap giymediğini tespit etmişler" iyi mi!.. 3 maç seyircisiz oynama cezası verecekler zahir...". Bu haber gerçek mi değil mi bilmiyorum ama gerçekse eğer gerçekten komik geldi bana.

Olayı ilk yayınlamasına rağmen medyada çok az bundan bahsedilen Salsa Basket'e özel teşekkürler tabi ki.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Ölü Çıkınca Mı Ciddiye Alacaksınız?

Besiktas-Cola-Turca-Efes-Pilsen-KavgaGalatasaray-Fenerbahce-Ulker-KavgaHaftasonu yaşananlar bir kez daha renkler söz konusu olunca bu ülkede tahrik olmanın ne kadar kolay olduğunu gösterdi. Bu manzarayı ortaya çıkaranların hepsini tebrik ediyorum. FB Ülker-Efes Pilsen maçından sonra işte FB seyircisi diyen GS ve BJK'li arkadaşlar buyrun sizleri de gördük. O yaratıkların sahada ne işi vardı. Artık ne olur tahrik lafını kullanmayın. Ama ile başlayan bu cümleler hiçbir işe yaramadığı gibi bir de bu olayları yapanları kendi küçük beyinlerinde haklı çıkarmaya yetiyor.

BJK Cola Turca-Efes Pilsen maçından sonra hem bu maçı hem de Olympiacos maçını yazacaktım ve fakat gel gör ki. Olayları görünce sinirim bozuldu açıkcası ve detayları öğrenmekle geçti saatler. O arada derbi dedikleri lanet başladı ve hadi bunu izleyeyim öyle yazarım dedim kendime. Hay izlemez olaydım aynı yaratıkların farklı renkler giymiş olanları orada da sahnedeydiler. Sahaya daldılar oyuncuları taciz ettiler ve ortalığı karıştırmayı başardılar. Hepsini tebrik ediyorum.

BJK maçıyla ilgili ne yazayım ki. Sonuç nebze umurumda değil orada benim arkadaşlarıma yapılan saldırı yanında. Olayı da anlatayım da kimse bilmezlik etmesin. Bütün olaylar deplasman takımına yer ayırmamış olan BJK yönetiminin denyoluğuyla başlıyor çünkü bu aşamada bizim Efesliler grubu BJK'li seyircilerle birarada izliyorlar maçı ve orada düzeni sağlamakla görevli az sayıda polis dışında herhangi bir koruma yok. Üstelik polislerin tavrı da "Gelmeseydiniz kardeşim." şeklinde. Sonra efendim maçın sonlarına doğru bizimkilerin arkasında konuşlanan iki BJK'lı, kendilerinden daha küçük bir başka BJK'lıyı tartaklamaya başlıyorlar, ki bunlar(Bunlar derken GS ve FB'liler bizde olmaz demesin oluyor) zaten maç esnasında da kendi aralarında kavga etmeyi başarıyorlar sıklıkla, bizimkiler çocuğu yaratıkların elinden kurtarıp yolluyorlar ve kendini bilmez başka yaratıklar bir süre sonra "Bırakın lan çocuğu..." nidalarıyla sefere çıkıyorlar bizimkilerin üzerine. Tahrik olmuşlar efendim işte suç bizimkilerde sen ne diye baskete falan seviniyorsun ki. Tabi olay bununla kalmıyor dışarıda da aynı kişilerin başını çektiği bir grup tarafından tacizler oluyor neyseki taksilerle olay yerinden ayrılmayı başarıyorlar. Şimdi bu kişiler zaten bir kere sabıkalılar saldırı suçundan sen ne diye bu adamları bırakıyorsun ki. İşte bu sistem yüzünden adamın yanına kalıyor olanlar ve bir sonraki maçta hiç tereddüdü olmuyor beyimin.

Gelelim diğer vukuatlı maça. Orada yok efendim bir çift küfür etmişler de, yok hareket çekmişlerde. Evet bunları yapmışlar gerçekten bundan sonra olanlar bu gerekçe olabilir mi peki? Ayrıca o sahaya dalanların olayın olduğu yerle alakaları bile yok. Demek o yaratıklar sadece bir bahane bekliyorlarmış bu olayları yaratmak için.

Peki bu olaylara sebep olanlar sadece bu yaratıklar mı, ya onları koruyan beyinsizler ne olacak? GS yöneticisi çıkmış açıklama yapıyor bizi tahrik ettiler diye. Ya sen yöneticisin sen bunu yaparsan o adamlar neler yapar? En komik demeç ise Nedim Karakaş'dan gelmiş: "Sahaya girip benchte oyuncu döven taraftar görmedim.". Daha 5 ay önce sadece dövmekle kalmayıp sahayı işgal eden hangi taraftar idi acaba?

Gelelim Federasyona sen daha önce çıkan olaylara cezayı sadece 5 maç olarak verip durumu geçiştirirsen bundan sonra olaylar da devam eder. Nasılsa olay çıkaranlar o cezalı maçlara gelmiyor ki. Adama ne? Ceza ne olmalı peki? Alın size ceza önerisi bu maçtaki iki puan GS'dan alınıp FB'ye verilirse ve üstüne de GS'ın 4 puanı daha silinirse asıl ceza verilmiş olur. Yoksa 5 maç kapatsan sahayı ne olur ki?

Bir de olayın hukuk yönü var ki, o tam rezalet. Final serisinde sahaya girenler ne ceza aldılar acaba hukuk olarak? Bence hiçbir şey, he hapis cezası aldılarsa bile bunu biz bilmiyoruz. Eğer böyle bir durum varsa medya bunları deşifre etmeli ki, bir daha sahaya girecek iki kere düşünsün. Tabi bugün girenler de hukuki olarak ağır cezalar almalı ama almayacaklar. İdari para cezası o kadar. Eh böyle başa, böyle tarak ne diyeyim ki!

11 Kasım 2009 Çarşamba

Efes Pilsen - Bandırma Banvit Maçının Hakemlerine 5 Maç Ceza

Efes-Pilsen-Bandırma-Banvit-Hakem-FederasyonEfes Pilsen-Bandırma Banvit maçındaki hakem üçlüsü Erşan Kartal, İsmail Aydın ve Zafer Yılmaz'a 'Objektif karar verme ve yönetme anlayışı bağdaşmayan yönetim göstermek' gerekçesiyle 5 maç ceza vermiş. Haber burada.

Tartışılan pozisyonda Thorton'un top taşıma pozisyonu(Bence de steps olduğunu net belirteyim de problem olmasın), hoş haberin sunumu ve içeriğinde Kerem'in bile isyan ettiği söyleniyor ama o arkadaşlarım maçı izlemediğine verilebilir. O pozisyonda top çok ortada idi ve Kerem dürüstçe gidip hakeme benden çıktı dedi.

Şimdi gene tartışmalar alevlenecek yok hakemler Efes Pilsen'i kayırıyor diye. Peki varsayalım bunu böyle gördünüz ve bu cezaları verdiniz o zaman objektiflik ilkelerine dayanarak Erdemir-FB Ülker maçında bunun kaç katı taraflı yönetime imza atan üçlüye ne ceza vereceksiniz? Ya da Tofaş-Oyak Reanult maçındaki üçlüye ne ceza vereceksiniz?

Ha belki siz ceza vereceksiniz ama o zaman da soru medyaya konu FB Ülker olunca bu cezayı aynı şekilde sayfalarına taşıyabilecek misiniz?

Ki bence ceza falan verilmeyecek bu iki maça da. Ama bu atılan çamur kalacak Efes Pilsen'in üzerinde. Nasılsa FB Ülker taraftarı son maçta hakeme bağlamıştı maçı, ehh işte bu da kanıtı diye herşeyi kendi akıllarında doğrulayacaklar.

Bu haberi kimler sızdırdı acaba? Bu cezayı verip diğerlerine ceza vermeyeceklerse bu da sızdırılacak mı? Ya da diğerlerine de ceza verilirse bu da bazıları tarafından sızdırılacak mı aynı şekilde? Sızdırılsa bile bu şekilde haber olacak mı?

Basketbolü bu saçma sapan şeylerle kirlettiğimizin ne zaman farkına varacağız acaba?

Josh Childress Domuz Gribi

Josh-Childress-Olympiacos-Euroleague-Efes-PilsenResmi sitesinden de açıklama yapılmış ve Efes Pilsen maçında oynamayacağı duyurulmuş. Yunanca haberi görmek isteyenler tıklayabilir.

İngilizce çevirisi de aşağıda:

"The KAE Olympiakos announced that our athlete Josh Childress showed mild symptoms of the disease in pigs and for this reason was presented in which special tests and found positive. It is treated and this situation is very satisfactory. Josh Childress will not compete in the game against Efes Pilsen on the 4th Day of the Euroleague."

Hayırlısı bu demektir ki 4 kısa formülünü kullanırken zıp zıp Childres'ın ortayı karıştırmasından yararlanamayacaklar ve fakat aynı zamanda takım düzeni dışına çıkabilecek tek oyuncuları da olmadığı için daha takım halinde olacaklar. İyi mi kötü mü karar veremedim.

Gene de geçmiş olsun Childress.

10 Kasım 2009 Salı

Olympiakos vs Efes Pilsen - Seri Bozulacak Mı?

Efes-Pilsen-Olimpiakos-EuroleagueGene uzun bir yazamama dönemi ve arada yazmadığım Malaga ve FB Ülker maçları. Öncelikle kısaca Malaga maçına değineyim. Yorgunluktan pisi pisine kaçmış bir maç oldu. Alan savunması ile rakip yakalandı ama yakalamakta harcanan enerji yenilgiyi de getirdi. Çok fazla hakemler hakkında konuşan biri değilim ama özellikle son çeyrek ve uzatmadaki yönetimleri de Efes Pilsen'in mağlubiyetinde önemli pay sahibi yaptı kendilerini. Hakemleri bir kenara bırakırsak Kasun, Santiago ve Ermal gene kenarda oturdular ve Kaya'da haklı olarak bu yükü kaldıramadı bir noktadan sonra.

FB Ülker maçı ise son 5 maçın tekrarı oldu, aradaki tek fark ise Shumpert yerine Nachbar'ın şutları girdi bu sefer. Sinan Ve Ender(2 maçtır iyi bakalım kaç maç yatacak, hadi Ender tükürdüğümü yalat bana gerçekten razıyım) bu maçta ilk kıvılcımı yarattılar. Smith görev adamı rolünü iyice benimsemiş. Kaya gene dili dışarı çıkacak kadar kaldı sahada ama o da iyiydi. Rako sayılarını asistleriyle süsledi ve Nachbar, o da bu her iki maçta da skorer yönünü ortaya çıkardı ama özellikle savunmada 4 numara için zayıf kalması da sırıttı açıkcası ve bu sistemde çok ribaunt verdi Efes Pilsen.

Gelelim 6-0'lık seriden 8-0'lık seriye. Perşembe günü Olympiakos ile karşılaşacak Efes Pilsen. Olympiakos 2 galibiyet ve 1 mağlubiyet aldı. İlk maçta evinde Entente Orleanaise'i 94-72 yenerken Kleiza önderliği ele aldı. 28/39 %71 ikilik, 6/15 %40 üçlük ve 20/27 %74 ikilik yüzdeleri ve aldığı 37 ribaunda karşılık sadece 21 ribaunt vermesi ile bu fark geldi. Burada kötü olan tek istatistik yaşadığı 18 top kaybı idi. İkinci maçta ise Malaga deplasmanında dağıldı kelimenin tam anlamıyla Olympiakos(86-68), sayı liderliğini bu kez Vujcic üstlendi fakat görkemli yüzdeleri bu maç için düşse de gene serbest atış hariç fena değildi yüzdeleri(24/45 %53,3 ikilik, 4/10 %40 üçlük, 8/16 %50 serbest atış). Ama bu sefer ribauntlarda 38-27 ezilmişler ve gene 17 gibi fazla top kaybı yapmışlar. Sonra gene kendi sahasına döndü Olympiakos ve Rytas ile karşılaştı ve gene rakibini sürklase etti(97-73). Kleiza gene liderliğe soyundu ve yüzdeleri gene görkemli oldu(26/38 %68,4 ikilik, 9/17 %52,9 üçlük, 18/26 %69,2 serbest atış). Ama bu sefer rakiplerini ezemediler ribauntlarda 27-26 ve gene 20 top kaybı yaptılar(Allahtan Rytas 24 top kaybıyla oynamış:)).

Bu istatistikler ışığında Kleiza, Teodosic, Vujcic ve Childress rankinglerde 10 ortalama üzerinde tutturmuşlar. Kleiza açık ara önde tabi ki. Bourusis'in yokluğunda onlarda genelde 4 kısa ile oynuyorlar genel olarak ve 4 numarada en etkili adamları Kleiza mevcut. İçeride yüksek yüzdeli atış yapıyorlar ama tabi bu biraz da rakiplarin zayıflığından kaynaklanıyor olabilir. Top kayıpları da çok yüksek işte bu bizim avantajımız olabilir, özellikle Smith ve Sinan sahada olduğunda hızlı hücumlar yakalayabiliriz. Uzunların kullanımı ile ilgili ise bu sefer daha bonkör davranmalıyız. Baby Shaq yoksa duman eder pota altını onun arkasında Kay ile değil Kasun ile durabiliriz ancak ve top kaybına da zorlayabiliriz onu. Bir de hücumda pota altını kullanırsak Baby Shaq'in yavaşlığından yararlanabiliriz ve onu faul problemine sokabiliriz. Yalnız Kleiza sahada olduğunda Kasun ve Kaya'lı ikili onun dış atışlarına etkisiz kalabilir o dönemlerde Shumpert ve Nachbar saha olup hem onu kontrol altına alabilir, hem de hücumda onu yorabilirler. Childress ise Thorton ile savunulacak büyük ihtimalle. NBA oyuncuları çok bireysel olduğu için onu durdurabilir bence Thorton. Savunulması önemli bir isim ise Papaloukas. Ender ve Kerem'in o fizikte onu savunmakta zorlanacakları kesin. Pota altına yönelip onları çok zorlayabilir. Bence onu savunacak kişi de Sinan olmalıdır. Vujcic ise bence tam Santiago'nun dengi ama maalesef Santiago o formda değil.

İşin özü zor deplasman olacak ama yenebiliriz gene de. Yeterki savunmada sağlam durup içeriyi kullanmayı bilelim.

3 Kasım 2009 Salı

Efes Pilsen'in Malaga Programı

Efes-Pilsen-Euroleague
Aykut arkadaşın blogundan aynen alıyorum. Kendisine teşekkürler.

Perşembe günü İspanya'da Unicaja Malaga ile karşılaşacak Efes'in yolculuk ve faaliyet programı şöyle:

4/11/2009 Çarşamba
07.50 h. İstanbul - Zürih (TK 1907)
10.40 h. Zürih - Malaga (LX 2110)
13.15 h. Malaga'ya Varış
20.00 h. Antrenman

05/11/2009 Perşembe
11.00 h. 11.00 h. Antrenman
20.45 h. Unicaja Malaga - Efes Pilsen maçı Canal Sur 2 ve Sky Türk'ten canlı yayın.

Konaklama : Hotel Vincci Malaga

Cuma 06/11/2009
13.55 h. Malaga -Zürih (LX 2111)
18.00 h. Zürih - İstanbul (TK 1910)
21.50 h. İstanbul'a Varış

Tüm saatler yerel.
LX kodlu uçuşlar Swissair.
TK kodlu uçuşlar THY

Bu programın üstüne bir de Pazar günü 15:00 FB Ülker maçı. Bu arada takımın pazartesi 18:30'da Türk Telekom ile karşılaştığını da unutmayalım. Yetmiyor bir de üstüne Perşembe günü için Yunanistan deplasmanına geçiş. Valla yorucu ama kadro genişliği de bunun için var.

1 Kasım 2009 Pazar

Geç Kalmış Partizan Değerlendirmesi

Efes-Pilsen-Partizan-EuroleagueTabi bu kadar geç kalınca insan herşey zaten konuşulmuş oluyor ve değerlendirme yapmak zor oluyor. Genel olarak başabaş geçen maçı son 3 dakikadaki oyunuyla almaamadığıyı başardı Efes Pilsen. Bu periyotta Partizan'ın tecrübesizliği de oyunun kopmasında etken oldu. Sayı olarak Shumpert, Smith ve son periyotta, her ne kadar çok atış kaçırdıysa da, Rakocevic başı çekerken gene kritik anlardaki asistleri ve top çalması ile Kerem Tunçeri de bu periyodun iyileri arasındaydı.

Genel olarak söylenenler Kasun'un ve Smith'in son periyotta kenarda unutulduğu ve Nachbar'ın aldığı kısa süre. Kasun konusundaki eleştirilere hak veriyorum açıkcası. Özellikle son periyotta Kaya'nın yorulduğu ve pota altının yol geçen hanına döndüğü dönemde Kasun hamlesi gerekliydi. Santiago'nun adını ananlar da oldu bu dönem için ama Santiago'nun takıma uyum sağlayamadığını ve özellikle defansta iyi iş göremediğini düşünüyorum. Gelelim Smith konusuna evet yüzdeli attı ve çok katkı yaptı maçta ama biraz da havaya girdi sanırım çünkü son atışları girse dahi el üstü yaptı. Dolayısıyla onu kenarda tutmak bence doğru bir hamle idi. Nachbar konusuna gelince salonda olmama rağmen oyuna girdiğini bile farketmedim. Maalesef çok silik kaldı. Ergin Ataman'a burada büyük iş düşüyor, Nachbar'ı kazanmalıyız.

Kimsenin dikkatini çekmeyen ve benim çok hoşuma giden bir istatistik ise takım halinde 21 asist yapmamız. Bu takımda paylaşımın iyi olduğunu gösterir. Tabi burada 5'er asist ile iki oyun kurucumuz başı çekiyor ki bu da sevindirici. Her ne kadar Ender çılgın oyununu sürdürüp kritik top kayıpları yapsa da asist sayısını beğendim gerçekten. Geriye sadece ceza atışlarını değerlendirip bir parça daha sayı yapmak kalıyor. Umarım bunu da başarırlar.

Efes Pilsen (77): Mario Kasun 9 (7 ribaund), Charles Smith 18 (1 ribaund), Igor Rakocevic 14 (1 ribaund,3 asist), Preston Shumpert 17 (2 ribaund,1 asist), Kerem Tunçeri 2 (2 ribaund,5 asist), Bootsy Thornton 7 (2 ribaund,3 asist), Kaya Peker 8 (8 ribaund,2 asist), Bostjan Nachbar (2 ribaund), Daniel Santiago (1 ribaund), Sinan Güler (1 ribaund), Ender Arslan 2 (1 ribaund,5 asist)

Partizan (67): Lawrance Roberts 9 (4 ribaund- 3 asist), Stefan Sinovec 1 (3 ribaund), Lester McClalebb 10 (3 ribaund- 7 asist), Dusan Kecman 7 (5 ribaund- 1 asist), S.Milosevic 6 (3 ribaund), Aleksandar Rasic (1 ribaund- 2 asist), A.Mitrovic, Petar Bozic (1 asist), Aleksandar Maric 19 (5 ribaund- 1 asist), Jan Vesely 10 (3 ribaund- 4 asist), Branislav Dekic 3, Slavko Vranes 2 (7 ribaund)