altyapı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
altyapı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2010 Çarşamba

Deniz Kılıçlı Yolunda Devam Ediyor

Deniz-Kilicliİstatistikleri Deniz Kılıçlı'nın sitesinden aldım. Buna göre 03/02/2010 tarihi itibarıyla 20 maçlık cezası sona eren Deniz Kılıçlı West Virginia ile 7 maçına çıkmış oldu. Bu maçlardaki istetistikleri sırasıyla:

Pitt maçı:
7 dakika, 9 sayı, 2 sayı 4/4 %100, faul atışı 1/2 %50, 1 hücum ribaundu, 1 top kaybı.

St John's maçı:
7 dakika, 5 sayı, 2 sayı 2/5 %40, faul atışı 1/1 %100, 1 savunma ribaundu.

Villanova maçı:
12 dakika, 7 sayı, 2 sayı 2/3 %66, faul atışı 3/4 %75, 1 hücum ve 1 savunma olmak üzere 2 ribaunt, 2 top kaybı.

Pitt maçı:
3 dakika, 0 sayı, 2 sayı 0/1 %0, 2 top kaybı.

Providence maçı:
8 dakika, 6 sayı, 2 sayı 3/5 %60.

Seton Hall maçı:
10 dakika, 6 sayı, 2 sayı 2/3 %66, faul atışı 2/3 %66, 1 savunma ribaundu, 1 asist, 1 top kaybı.

Connecticut maçı:
4 dakika, 3 sayı, 2 sayılık 1/3 %33, faul atışı 1/2 %50, 1 hücum ribaundu, 1 top kaybı.

Yani toplamda 7 maçta 51 dakika(ortalama maç başı 7.3 dakika), 36 sayı (ortalama maç başı 5.1), 2 sayı 14/24 %58, faul atışı 8/12 %66, 3 hücum ve 3 savunma olmak üzere toplam 7 ribaunt, 6 top kaybı ve 1 asist ile oynuyor Deniz.

Zaman geçtikçe umarım daha da alışacak süresini arttıracak ve gelişmesini sağlayacaktır. Aşağıda da maçlarından videoları bulabilirsiniz. Deniz Kılıçlı ile ilgili diğer videoları da buradan ulaşabilirsiniz.

Bu arada bir diğer temsilcimiz olan Doğuş Balbay'ın ağır bir sakatlık geçirdiğini ve maalesef ameliyat olacağını Salsa Basket haberinden öğrendim. 5 ay basketboldan uzak kalacağı düşünülüyormuş. Çok üzüldüm açıkcası. Geçmiş olsun dileklerimi sunarım ve bu sakatlığın basketbolunda bir gerileme yaratmamasını dilerim.

İlk maçı olan Pitt maçı:



Villanova maçı:



Providence maçı:



Seton Hall maçı:



Uconn maçı:

10 Şubat 2010 Çarşamba

Deniz Kılıçlı için NCAA başlamış

deniz-kilicli-altyapiÇok net hırsızlık yaptım açıkcası ama görünce çalmadan edemedim haberi. NCAA'de 20 maç alan Deniz Kılıçlı West Virginia Mountaineers takımıyla ilk maçına 03/02/2010 tarihinde Pittsbourgh karşısında çıkmış. Özellikle Efes Pilsen'in altyapı blogundaki video harika görüntülerle dolu kesinlikle izleyin derim. Şimdiye kadar 3 maçta 8.7 dakikada 12/8 ikilik, 5/7 serbest atış ile ortalama 7 sayı ile oynamış, ortalama ribaundu ise 1,3.

Haber ve videosu için tıklayabilirsiniz.

10 Ocak 2010 Pazar

Gençler Veteranları Parkeye Gömdü

Kepez kabızlığı, Olympiacos maçı derken yazmaya yetecek ne enerjim ne de motivasyonum vardı. Ta ki dün Pertevniyal-Trabzonspor maçına gidene kadar. Gençler açıkcası enerjimi yerine getirdi ve onları daha yakından takip etmek gerektiğini kesinlikle anladım. Maçı 84-81 Pertevniyal kazandı ama hakemin çabaları sonucu maçı kaybedebilirlerdi de bu benim için birşey değiştirmezdi sonuçta kazanan gençler olmuştu zaten.

Aslında maçı Orhan Haciyeva'yı izlemek için tercih etmiştim. Fakat gördüm ki gençlerin hemen hepsinde heyecan mevcut ve bu enerjilerini size geçiriyorlar. Abdi İpekçi'ye girdiğimizde takımlar ısınıyordu. İki takıma bakınca Trabzonspor tarafı net veteran görünümünde iken Pertevniyal'in sahadaki görünümü lise takımı gibiydi. İlk yarı boyunca maç başa baş gitti, kim farkı hafif açsa diğeri yetişiyordu arkadan ve bu tempo devre sonuna kadar devam etti ve devreyi Pertevniyal 44-43 önde tamamladı. İkinci yarıya Trabzonspor hızlı başladı ve bir anda öne fırladı. Pertevniyal buna karşılık vermeye çalıştı ise de 3. periyot 64-60 Trabzonspor üstünlüğü ile geçti. Son 5 dakikaya 6 sayı ile önde giren Trabzonspor bu dakikadan sonra gençlere teslim oldu. Önce Can sonra da Burak'ın üçlükleri ile Trabzonspor'u yakalayan Pertevniyal Ali ve Soykan ile sayılar bularak bir anda 3 sayı öne fırladı ve işte tam bu sırada hakem devreye girdi ve içeri drive eden Trabzonspor'ludan temiz şekilde çalınan topa faul çalmakla kalmadı bir de ortada hiçbir atış pozisyonu olmamasına rağmen bir de 3 atış verdi. Neyse ki İlker ilk atışı kaçırarak durumu dengeledi ve son 10 saniyeye bir sayı önde girdi Pertevniyal. Can faul atışlarının ikisini de kaçırdı ama seken top gene Can'da kaldı ve bir faul daha geldi. Bunlarda da 2'de 1 attı Can. Son hücum Trabzonspor'da idi ve pota altına Fobbs'a iyi bir pas indi ama Fobbs topu çembere sokamadı. Orhan ribaundu aldı biz maç bitti derken hakemler faul çaldılar ama bu sadece atış olan bir fauldü ve Orhan 2'de 1 atarak maçı bitirdi.

Gelelim gençlere aslında maçın adamı Can Korkmaz olmasına rağmen Orhan'dan başlayacağım yazmaya. Bir kere öncelikle boyunu düzeltmem gerek. Orhan için 1.98 yazmıştım ama öğrendiğime göre boyu 2.03. Bu maçta 28:57 dakikada, 3/3 2 sayı, 2/5 3 sayı, 1/4 serbest atış yüzdesi ile 13 sayı, 3'u hücum, 11'i savunma olmak üzere 14 ribaunt, 4 top çalma ve 4 top kaybı ile oynadı. Ayakları yavaş ve bazen gereksiz atışlar yapıyor. Özgüveninin olması açısından bu iyi gözükse de zorlama atışları genelde sevmem. Bu maçta 14 ribaunt almış nasıl aldığını ben anlamadım ama ribauntlarda çok iyi yer tuttuğunu söyleyebilirim. Fiziği de kuvvetli. Şutu ise hiç fena değil. Ben derim ki artık A takım zamanı gelmiştir.

Ali Işık, bu çocuk pişiyor ve pişmeye de devam ediyor. Pivot hareketlerini yapıyor, pota altında iyi yer tutuyor. Şutu da hiç fena değil. Evet biraz daha pişmesi gerek ama kumaşı gerçekten kaliteli bu çocuğun izlemeye devam edin derim.

Ve Can Korkmaz, daha çocuk fiziği çok yetersiz ama kendine bir güveni var ki sormayın. O fizikle kalıplı rakiplere direniyor ve geri adım atmıyor. Cesur aynı zamanda ne kadar gücü yetmese de Trabzonspor'un Amerikalısını bile box out etmeye çalıştı maçta. Çok çabuk şut çıkarabiliyor ve bu konuda da tereddüdü yok. Şutu da hiç fena değil, saha görüşü iyi ve asist yeteneği de var. Hızı ve içeri dalışları da hiç fena değil. Fiziği geliştikçe A takıma çıkması gerek.

Bunun yanında Soykan ve Burak Yacan'da hiç fena değiller. Daha bir de ortada görünmeyen Ramazan Tekin var 2.16'lık.

Alper Yılmaz'a da ayrı bir tebrik gerek. Saha içinde tam anlamıyla antrenörlük yapıyor ve gençlere resmen öğretiyor herşeyi.

Pertevniyal'i izleyin bence.


Pertevniyal-TrabzonsporPertevniyal-TrabzonsporPertevniyal-TrabzonsporPertevniyal-TrabzonsporCan-Korkmaz-PertevniyalSoykan-Yikilmaz-PertevniyalAli-Isik-Pertevniyal

2 Haziran 2009 Salı

Gecikmiş bir yazı: neden basketbol, neden Efes Pilsen

Nedenleri çok basit aslında Türkiye Cumhuriyeti'nde basketbol her zaman en başarılı spor dallarımız arasında olmasına rağmen hiçbir zaman futbolun gölgesinden kurtulamamış ve hak ettiği ilgiyi asla görememiştir. Birçoğumuz esas olarak futbol taraftarı olduğumuzu söyler ve ancak futbolda tuttuğumuz takım basketbolda iş yaparsa onunla kerhen ilgileniriz ya da olay milli bir kimliğe bürünürse (Ör: 12 Dev Adam ve Efes Pilsen'in kupalarda iddialı olduğu dönemler). Bunun dışında ne olduğu aslında bizi çok ilgilendirmez. Bu beni kişisel olarak rahatsız eden bir konu olduğu için basketbol.

Peki neden Efes Pilsen, herşeye rağmen basketbolun gelişmesine neredeyse tek başına katkıda bulunmuş, içindeki herhangi bir kar durumu olmamasına ve üstelik her türlü kösteklemelere rağmen hala inat ve ısrarla bu branşta varolarak bu branşın gelişmesine katkıda bulunduğu için.

Her ne kadar basketbol yazarlarımız pembe tablolar çizseler de Türkiye'de basketbol hala istenilen seviyede değildir. Evet ligimiz çekişmeli geçiyor ve bu göreceli olarak ligimizin kaliteli olduğunu ortaya çıkarıyor ve fakat yeterli derecede yetişen oyuncumuz yok. Liglerimizdeki çekişmenin esas kaynağı yabancı oyuncuların zaman zaman iyi oyunlar çıkararak
takımlarına maçları kazandırması. Türk oyuncular ise genel olarak figüran rolündeler. Buyrun size ligimizden bir tablo vereyim. Biten ligin sayı ortalamasında ilk 20'de sadece Hakan Köseoğlu, ki o da 12. sırada yer alıyor. Ribaunt ortalamasında ilk 20'de Hüseyin Beşok(3.), Kerem Gönlüm(12.), Cevher Özer(14.) ve Fatih Solak(17.) yer alıyor. Asist ortalaması en çok gurur duyduğumuz istatistik ilk 20'de ilk üçte iki adet olmak üzere 8 Türk oyuncu mevcut. Bütün bunların gösterdiği ise ligimizde oynayan Türk oyuncuların çoğunun, kadrolar 12 kişi olarak düşünüldüğü zaman ligimizin %65'i Türk oyunculardan oluşmaktadır, süre alsa dahi sorumluluk almadığıdır. Bu sorumluluk almama da oyuncular kadar antrenörlerde suçludur. Sadece +2 kuralına uyum için sahada olan Türk oyuncular ise oyunun sadece savunma kısmında biraz varolmaya çabalamaktadırlar. Böyle bir ortamda ligimiz ne kadar rekabetçi desek de Türk oyuncu yetişememektedir.

Peki buna çözüm nedir? Elbette ilk akla gelen antrenörlerin Türk oyunculara daha fazla süre vermesi ve daha çok güvenmesidir. Tabi ki mesele sadece bununla çözülemez, Türk oyuncularında mentalitelerini değiştirmesi ve kendine daha çok güvenmesi lazım. Ayrıca altyapılarda birazcık parlayan Türk oyuncusu A takıma çıkınca sudan çıkmış balığa dönüyor. Bunun sebebi o oyuncuya gerekli mentalitenin altyapıda verilmiş olmaması. Bunun sonucunda birkaç kötü maç sonunda ya da oynanmayan birkaç maç sonunda bu oyuncu küsme gibi garip bir tutum içine giriyor ve bütün sezon bu şekilde heba oluyor. Halbuki bu oyuncular diğerlerinden daha hırslı olmalı ne olursa olsun oyuna küsmemeli ve çalışmasına devam etmeli çünkü bir oyuncu tam gelişmesi ve basketbolunun oturması gereken çağda bu oyuna küserse o oyuncu artık ancak figüran rolundeki oyuncuya döner ve tüm sezonda iki maç ancak iyi oynar ve bunu da normal sayar.

Bu saydığım sorunlar kısa vadeli değil uzun vadeli çözümleri gerektirir ama bunları yapmaya başlamazsak ligimizin kalitesi sadece görünürde olur ve total basketbolumuzda herhangi bir gelişme olmaz. Basketbolda ekol olmak sadece bir nesil yakalamakla olmaz, her neslin bir öncekinden az ya da fazla üst düzey basketbol oynaması ile olur. Bu durumda bir nesil yakalayarak dünya ve avrupa şampiyonu olursunuz ama daima bu kategorilerde başa güreşen takımlar arasında yer alırsınız.